Bu yaz beş yıl aradan sonra ilk defa Temmuz tatili yapıyorum. Geçtiğimiz yıllarda hep Mayıs ve Eylül aylarının serinliğinde tatilimi yapıp, Temmuz-Ağustos sıcaklarında klimalı ortamlarda çalışmayı tercih ettim. Bu sene Ömer’le işimizi gücümüzü denkleştirip bir hafta beraber tatil yapabileceğimiz tek zaman Temmuz olunca, geçtiğimiz haftasonu haddinden fazla dolu bir bağajla yola çıkıp, kendimizi 4 yakın arkadaşımızla Bodrum’da bulduk.
Ayfer Abla genelde pasta ve kek türü tatlı şeyleri pek sevmez. Geçtiğimiz hafta onun doğumgünü için ailenin büyük çoğunluğu bir araya geldiğinde yaşgünü pastasına alternatif, abartılarak yenmesi kaçınılmaz yemeğin üzerine ağır gelmeyecek bir tatlı yapmak istedim.
BBC GoodFood sitesinden bulduğum tarifler genelde yüzümü kara çıkartmaz. Bu sefer de bir süpriz olmadı ve insanın dişlerini kamaştıracak kadar ekşi ve sadece baymayacak kadar tatlı olan bu limonlu tart herkesten tam puan aldı.
Yazının devamı...
Hava bu kadar sıcakken buzluğu boşaltma çalışmalarına donmuş meyvelerden başlamalı dedim. Market çilekleri ve kiviler biraz portakal suyu eşliğinde güzel bir smoothie oldu. Alber’in Adana’dan yolladığı muhteşem çileklerehala kıyamadığımdan onlara şimdilik ilişmedim. Hazır dondurulmuş olarak aldığım bir kutu böğürtlenden ise inanılmaz kolay ve lezzetli bir dondurma yaptım.
Yaz geldi.
Ömer buzlukta buz koymak için yer olmadığından isyan ediyor. Adam haklı, açılıp bitirilmeyen ve dondurulan paket tavuklar, niye aldığımı hatırlayamayıp dondurduğum koca bir paket kıyma, yaklaşık 3 kilo parçalanıp dondurulmuş çilek, neredeyse 1 sene önce Cafe Fernando’nun tarifine göre yapıp, yarısını dondurduğum Korova Kurabiyeleri,vazgeçilen bir projeden geriye kalan bir kilo milföy hamuru derken bizim iki çekmeceli küçük buzlukta cidden buz için yer kalmamış.
Yazının devamı...
Geçenlerde Ayşe Sapanca’dan gelen bahçe kirazlarından iki kiloluk bir torbayı, gecenin bir yarısı evlerimize gitmek için ayrılırken elime tutuşturuverdi. Kirazların yarısı yendikten sonra kalanıyla da yine Ayşe’yle paylaşabileceğimiz bir şey yapayım dedim.
Nedense “tatlılarda hep vişne kullanılır, kirazdan bir şey yapılmaz” diye bir izlenimim vardı. Yanılıyormuşum.
Yazının devamı...Kabak sevmeyen babamın, kabak kullanarak yenebilir bir şey üretme çabasının sonucu Mücver Böreği olmuş. Aslında hakkını vermek lazım, yenebilirliğin ötesinde, artık ona giderken talep ettiğimiz bir yemek oldu bu.
Yazının devamı...
Bir-iki hafta önce Ömer’den gelen havuçlu kek talebi üzerine tarif aramaya ve denemeye başladım.
Babamın yaptığı çok lezzetli ve bir o kadar da kalorili, starbucks’da denediğimiz kepekli versiyon ise fazlasıyla kuru ve yavandı.
Oysa ben eskiden hazır kekun karışımına havuç rendesi katarak yaptığım bu keki hem lezzetli, hem de daha hafif yapmak istiyordum.
Bu salatayı ilk defa birkaç sene önce Ayfer Ablam yaptığında tatma fırsatım olmuştu. O zaman “herkese yapmam, değerinizi bilin” dediğinde pek anlam verememiştim ama kendim yapmayı ilk denediğimde durumu anladım.
Her türlü kız toplantısının ve mangal partisinin olmazsa olmazlarından mercimek köftesini yıllardır Kültür Bakanlığının web sitesinden bulduğum bir tarifle yaparım.
Yazının devamı...
Birkaç hafta önce gittigidiyor.com’da dolanırken anlık bir kararla Tchibo marka bir dondurma makinesi aldım. Gittigidiyor’un sayfasını kapatır kapatmaz önce sorbet, sonra da sherbet için bir google görsel araması yapıp tarifleri toplamaya başladım.
Prensipte buzlu tatlılardan sorbet sadece meyvesuyu/püresi, şeker ve su içeriyor. Sherbet ise bizim bildiğimiz şerbetten farklı olarak meyve, şeker ve sütten üretilen donmuş tatlılara deniyor. Asıl dondurma için ise krema ve yumurta kullanılıyor. Mümkün olduğu kadar hafif ve sağlıklı birşeyler yapmak çabasıyla işe sorbet ve light süt ile sherbet tariflerini deneyerek başladım.
Yazının devamı...